Magazinin Sesi
  • Dolar
    13,5788
    Dolar
  • Euro
    15,4176
    Euro
  • Altın
    777,620
    Altın
  • Bist-100
    1,81
    Bist-100
  • ADANA
    11/18°
    ADANA
  • ANKARA
    1/6°
    ANKARA
  • ANTALYA
    13/18°
    ANTALYA
  • BURSA
    6/11°
    BURSA
  • ISTANBUL
    6/12°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    8/13°
    IZMIR
  • KONYA
    3/9°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNDEM SİYASET EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT SAĞLIK TEKNOLOJİ MEDYA
ŞEHRİN YÜKSEK KESİMLERİ BEMBEYAZ
ŞEHRİN YÜKSEK KESİMLERİ BEMBEYAZ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ AÇIKLADI
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ AÇIKLADI
İZMİR BÜYÜKŞEHİR ŞAŞIRTTI
İZMİR BÜYÜKŞEHİR ŞAŞIRTTI
CHP'Lİ VEKİLLER MİTİNG İÇİN PAZARDA!
CHP'Lİ VEKİLLER MİTİNG İÇİN PAZARDA!
16 Ekim 2021 Cumartesi - 13:11

Gazete harbiden Duvar'a tosladı

Gazete Duvar'da istifa krizi devam ediyor. Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz'un istifa kararı almasından sonra gazeten kopuşlar başladı.

Gazete harbiden Duvar a tosladı

 

Gazete Duvar'da istifa krizi devam ediyor. Genel Yayın Yönetmeni Ali Duran Topuz'un istifa kararı almasından sonra gazeten kopuşlar başladı. Bir çok yazar gazeteden ayrılırken, son olarak gazeteci Mehveş Evin de Gazete Duvar da bugün yazdığı son yazıyla gazeteden ayrıldığını açıkladı.

Gazeteci Mehveş Evin, bugünkü köşesinde Gazete Duvar'dan ayrıldığını açıklayarak, veda yazısı yazdı.

Evin, ayrılmama nedeni olarak yönetim değişikliğini gösterdi.

 Basının kritik dönüşümlerine dair gayet kişisel notlar

Hesapladım, bu meslekte büyük çoğunluğu “merkez medya”da olmak üzere 28 yılı devirmişim. Türkiye basınının yakın dönemdeki kritik dönüşümlerine tanık olan gazetecilerdenim.

Dış haberden dergiciliğe, haftasonu eklerinden yöneticiliğe, muhabirlikten yazarlığa, gazeteden internete, televizyondan radyoya, basında pek çok alanda ve görevde çalıştım, çalışıyorum.

Bu sektör başkasına pek benzemez: Kaç kere işten atıldım, kaç kere başka bir yayına “transfer” oldum, inanın hatırlamıyorum.

Yaşadığım ilk büyük kırılma, Yeni Yüzyıl gazetesinin 1998’de Korkmaz Yiğit’e satılmasıydı. Bugün de gündemden eksik olmayan Alaattin Çakıcı’nın ihaledeki dahli ortaya çıkınca Yiğit, hapishaneye girmişti. Haber ajansları bile kesildi, geride kalanlar kes yapıştır gazete yaptık bir süre. Gazetenin son sayısını 11 Haziran 1999’da çıkardıktan sonra eşyalarımızı topladık.

Ama o günlerde medya, bugünkü gibi iktidarın mutlak kontrolü altında değildi. Yeni haber kanalları, dergiler, gazeteler çıkıyordu.

Sabah gazetesi haftasonu eklerinin başındayken Dinç Bilgin hapishaneye girdi. 2001 krizinin de etkisiyle, ne zaman maaş alacağımızı bilmeden çalıştık. Zafer Mutlu, Ercan Arıklı gibi Sabah’ın direği sayılan yöneticiler ayrılıp Vatan’ı kurdu.

Büyük sermayenin hâlâ medyaya yatırım yaptığı bir dönemdi.

Sabah grubu, dergilerle birlikte Turgay Ciner’e verildiğinde Aktüel dergisinin yayın yönetmediydim.

Bir gün Ciner beni çağırdı, derginin yayın çizgisine dair sıkıntısı vardı. “Asmalı Konak gibi bir dergi” istediğini söyledi.

Boş bakışlarla yüzüne bakmış olmalıyım. O sıralar ABD’nin Irak harekâtını eleştiren bir kapak yapmıştık. Kadınları kapakta obje olarak kullanmaktan imtina ediyorduk. Acaba ne yapmalıydım?

Tiraj bahanesiyle ben ve yazıişleri ekibi, dergiden atıldık. Gerçekten satışlar inişteydi. Ancak her dergi gibi Aktüel’in de tirajı internetin yükselişiyle düşüşteydi, kaldı ki asıl mesele “politik olmayan, eğlenceli, merkezde” bir yayın yapmaktı.

'GAZETECİLER NİYE HEP SOLCU?'

Demirören ve Karacan 2011’de Milliyet’i satın aldığında gazetede yazar ve muhabir olarak çalışıyordum. Cengiz Holding’in Artvin Cerattepe’deki madenine dair bir yazım üzerine o zaman hayatta olan Baba Demirören telefonla aradı. “Cengiz arkadaşım” dedi, röportaj yapmamı istedi. “Yaparım tabii ama hoşlanmayacağı soruları da sorarım” cevabını verince öfkeyle telefonu yüzüme kapattı. (Bu faslı ayrıntısıyla Karga Karga’dan çıkan “A’dan Z’ye: Buraya Nasıl Geldik” kitabımda aktardım.)

Yayın yönetmeni Tayfun Devecioğlu’nun istifası, yayın çizgisinde yaşanacak değişimin işaretiydi.

Sırasıyla Derya Sazak, ardından Fikret Bila yayın yönetmeni oldu. Yayın yönetmenliği, çok kritik iştir: Patronu, Ankara’yı, reklamvereni, yazıişlerini idare ederken yaptığınız tercihler, yayın çizginizi de belirler.

Medya işine giren patronlarsa zamanla çok sever çünkü basında söz sahibi olmak, maddi gücün ötesinde bir tatmin yaşatıp, onları statü sahibi yapar. Artık telefon hattının öbür ucunda en etkin figürler vardır.

Dik duramazsanız ipin ucu kolaylıkla kaçar- Erdoğan Demirören’in telefonda dönemin Başbakan’ına ağlamasını hatırlayın...

Demirören demişken, Gezi isyanı sonrasında sırayla yazarları çağırıp nasıl bir yayın istediğini anlatmaya başlamıştı. Daha ziyade televizyona çıkan yazarlara takmıştı.

“Hah bu sefer kesin atıldım” diye ofisine gittiğimde yüzüme baktı ve solcu gazetecilerden nefretini, Erdoğan Türkiyesi’nin ne kadar güzel olduğunu anlatıp durdu. Konuşmanın şevkine kapılarak daldan dala atladı ve sonunda ne dediğini unuttu sanırım. Bu görüşme sonrasında da bildiğim gibi yazmaya devam ettim.

Charlie Hebdo dergisi katliamı sonrasında yazdığım bir yazı, gece baskısında çıkarıldı. Patron katından “yumuşatsın” talebi gelmiş. İyi de neye göre yumuşayacaktım? Hakaret veya şiddete çağrı yoktu. Eğer bu yazı sansürlenecekse, yarın misal, kadın cinayetleri üzerine yazsam ne olacaktı?

Dönemin yayın yönetmeni Bila’ya bunları anlattım. O da bıkmıştı fakat işte, “gemiyi yürütmek” gerekiyordu.

Bu arada 360 TV el değiştirmişti, meslektaşım Murat Sabuncu, beraber bir TV programı yapmayı teklif etti. Patronajın yayına karışmayacağına dair söz aldık ve başladık. Üçüncü programa o zaman hapisten yeni çıkan Ahmet Şık’ı çıkaracaktık ki tepeden “o telefon” geldi. Şık’tan başka kimseyi bulamaz mıydık? Eh, Sabuncu da ben de yayını bıraktık.

BAĞIMSIZ İNTERNET YAYINCILIĞI DÖNEMİ

Halen çalıştığım Milliyet’ten atılanlar kervanı, yazarlardan yazıişleri ekibine kadar uzamaya başlamıştı. Zaten 7 Haziran sonrası Ali Bayramoğlu gibi iktidar yanlısı yazarların hedefine girmiştim. (Evet, Bayramoğlu da bugün “muhalif”.)

2015 yazında bölgedeki operasyonların sürdüğü Diyarbakır’a gidip yazdığım izlenim yazısı, Milliyet’teki son yazım oldu. O gün bugündür “merkez” denen medyada benim gibilere yer yok. Eğilip bükülenler dahil, bir noktada istifa etmek zorunda kaldılar.

Güzel olan, “sistem dışı”na itilen bazı gazetecilerin internete yönelmesi -gazete, TV çok pahalı ve gittikçe kısıtlanan alanlar oldu- ve alternatif yayınların çeşitlenmesiydi.

Malum nedenlerle son altı yıldır ben de yüzlerce meslektaşım gibi, daha özgür, bağımsız internet yayınlarında çalışmayı tercih ettim. Merkez medyayı bir gün bile özlemedim, zaten gazeteciliği hakkıyla, inandığımız şekilde yapacaksak oralarda kimsenin varolma şansı yok.

Bugün gerek ulusal televizyon, gerek gazete, gerek internette “eleştirel” yayınlar daha çok izleniyor, okunuyor çünkü “merkez” denen şey teksesli, lümpen, daha fenası yalan ve dezenformasyona dayanıyor.

 
Kablodan yayın ile logo değişikliğine evet
 
İstanbul Baro'su başkanını seçiyor
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kablodan yayın ile logo değişikliğine evet
RTÜK üyesi İlhan Taşçı, bugün düzenlenen RTÜK Üst Kurul toplantısında alınan kararı açıkladı.
Serdar Cebe görevinden ayrıldı
26 Şubat 2021'de Odatv Genel Yayın Yönetmenliği görevini üstlenen ... ...
İstanbul'da gazeteciye 'Çekmek Yasak' gözaltısı
Taksim İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Yunanistan Konsolosluğu önündeki ...
 
Oğuzhan Uğur: Gedik o kadar büyük ki
Uğur Dündar'ın sunduğu TELE 1'de yayınlanan Demokrasi Arenası'nın konukları ...
Tuğba Ekinci’de haberci oldu.
İki yıllık aradan sonra seyircisi ile Haber kanalı olarak buluşan ve Türk ...
Bu gazete, DUVAR'a tosladı
5 yıl önce yayın hayatına başlayan GazeteDuvar adlı internet haber sitesinde ...
 
Nevşin Mengü canlı yayında takipçisine küfür etti
Nevşin Mengü, kendisine 'foncu' yorumu yapan takipçisine, canlı yayında ...
Cumhuriyet Yemeği'nde Atatürk Sofrası
Salih Aluş ve Rasim Aydın… Meslekten el ve eteklerini çekmiş iki eski ...
Fatih Portakal Demirören'e patladı :
Gazeteci Fatih Portakal’dan Pandora Papers belgelerinde ismi geçen Demirören ...
 
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Magazinin Sesi
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri